FIKRALAR
İsraf
Temel bir gün bakkala gitmiş ve doksan dokuz tane ekmek istemiş. Bakkal:
- Yüz tane olsa olmaz mı?..
diye sorunca Temel yanıtlamış:
- Ula kim yiyecek o kadar ekmeği?
2x2
İlkokulda öğretmen Temel'e sormuş:
- 2 kere 2 kaç eder?
Temel düşünmüş ve cevap vermiş:
- 10 eder...
Öğretmen kızmış:
- Amma yaptın ha Temel... 2 kere 2, 4; pilemedun 5. Nerden 10 edecek?
Saymanın Önemi
Filozof Temel yine formundadır:
- İnsanlar üçe ayrılır: Saymasını bilenler ve bilmeyenler...
Kaynama Noktası
Temel Anadolu Lisesi sınavına hazırlanmakta olan oğlu Dursun'a sormuş:
- Söyle pakayum Tursun, su kaç terecede kaynayi?
Dursun biraz düşündükten sonra yanıtlamış:
- Toksan terecede...
Bunun üzerine Temel oğluna yeni birşey öğretme hazzıyla düzeltmiş
cevabı:
- Pilemedun, toksan terecede tik açı kaynayi...
Deney
Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir kimyacıyı bir ay süreliğine ayrı
ayrı odalara kapatmışlar.
Odalarda kilitli bir buzdolabı ve çeşitli araç gereç varmış.
Bir ay sonunda odaların kapılarını açıp bakmışlar.
Fizikçi mekanik bir makine yaparak buzdolabının kapısını kırmış ve
karnını doyurmuş.
Kimyacı çeşitli elementleri karıştırarak bir sıvı yapıp buzdolabının
kapısını eritmiş.
Son olarak matematikçinin odasına girmişler. Matematikçinin kurumuş
cesedi duvara dayanmış bir halde yerde kanla şunlar yazılıymış:
Teorem: Buzdolabını açamazsam ölürüm.
İspat: Buzdolabını açtığımı varsayalım...
Miras Taksimi
Zengin bir köy ağası vefat eder. Vasiyeti açılır. Mallarının yarısını
büyük oğluna, dörtte birini ortanca oğluna ve beşte birini küçük oğluna
bırakmıştır. Bütün mallar paylaşılır ancak geriye on dokuz at kalmıştır.
19'u ne ikiye, ne dörde, ne de beşe bölmek mümkündür.
Köyün en akıllı adamına gidip akıl danışırlar. Adam da onlara yardımcı
olabileceğini söyler.
Der ki:
- Benim de bir atım var. Alın bunu size veriyorum. Oldu mu yirmi at?
Yarısını sen al bakalım, on tane. Dörtte birini de ortanca kardeşin
alsın, beş tane. Beşte birini de yani dört tanesini de en küçüğünüze
verelim.On, beş daha onbeş. Dört daha ondokuz. Verin bakalım benim
düldülü geriye.
Uçak Yolculuğu
İki matematikçi bir uçak seyahatine başlarlar. Havalandıktan bir saat
sonra bir anons duyulur:
- Sayın yolcularımız. Uçağımızın dört motorundan biri arızalanmıştır.
Endişe etmeyiniz.
Üç motorla uçuşu tamamlayabiliriz. Fakat beş saat sürecek yolculuğumuz
yedi saate uzamıştır.
Yola devam ederler. Kısa bir süre sonra yeni bir anons duyulur:
- Sayın yolcularımız. Uçağımızın sağlam olan üç motorundan biri arızalanmıştır.Endişe
etmeyiniz. İki motorla uçuşu tamamlayabiliriz. Fakat yolculuğumuz
on saate uzamıştır.
Derken az bir vakit sonra üçüncü anons:
- Sayın yolcularımız. Motorlarımızdan biri daha arızalanmıştır. Fakat
paniğe kapılmayınız.Tek motorla da uçuşu tamamlayabiliriz. Ancak yolculuğumuz
on sekiz saate uzamıştır.
Bu son anons üzerine matematikçilerden biri şöyle der:
- Umarım bu son motor da arızalanmaz. Yoksa sonsuza kadar burada kalacağız.
İddia
İki matematikçi aralarında tartışmaktadır. Bunlardan biri aslında
matematiği herkesin az-çok
bildiğini iddia ederken, diğeri de öyle olmayıp sadece eğitimini almış
insanların bildiğini savunmaktadır. Sonunda bu meseleyi tartışarak
halledemeyeceklerinin farkına varırlar ve teklifte bulunur herkesin
bildiğini iddia eden:
- Şurada bir restoran var. Girelim oraya ve oradaki garson kıza x'in
integralini soralım.
Kabul ediyor musun?
Diğeri hemen kabul eder. Öyle ya, x'in integralini bilen kaç tane
garson kız vardır ki?
Ne var ki, bu tartışmayı planlamış bulunan diğeri daha önceden garson
kıza gidip, ona bir miktar karşılık önererek kendisine sorulacak olan
soruya x2/2 cevabı vermesi hususunda anlaşmıştır. Neyse, gelirler
restorana ve o kızı görüp yanına gelirler. Kıza:
- Afedersiniz, size bir soru sorabilir miyiz?derler. Kız kabul edince
de soruyu sorarlar. Garson kız pek fazla düşünmeden:
- x2/2
diye cevap verir. Biri kazanmanın sevinci, biri de kaybetmenin hüznüyle
teşekkür ederek ayrılırlarken garson kız arkadan seslenir:
- Bir de C sabiti var...
Matematikçi
Balonla seyehat etmekte olan bir grup yolunu kaybeder ve biraz alçalarak
aşağıdaki kişiye
yaklaşırlar. İçlerinden biri aşağıya bağırır:
- Heyyy!.. Şu anda nerdeyiz?..
Aşağıdaki şahıs onlara şöyle bir bakar ve biraz düşünüp dalgın dalgın
cevap verir:
- Bir balonun içinde ve oldukça alçaktasınız...
Balondaki adam doğrulur ve arkadaşlarına:
- Biliyor musunuz bu adam matematikçi.
der. Bunun üzerine balondaki diğer şahıslar bunu nerden anladığını
sorduklarında şöyle yanıtlar:
- Birincisi, çok düşündü, ikincisi söylediği şey kesin olarak doğru...
Üçüncüsü, bir işe yaramıyor...
Yazı - Tura
Tolg@ matematik finaline çalışamamıştır ve sınava girdiğinde bakar
ki sorular doğru/yanlış tipinde. Ne yapacağı bellidir. Çıkarır bir
bozuk para ve yazı-tura atarak imtihanı cevaplandırmaya başlar. Gözetmen
de bir yandan takip etmektedir onu. Bu şekilde iki saat geçer.
Herkes sınıfı terketmiştir fakat o hala yazı tura atmaktadır. Gözetmen
dayanamaz ve gelip sorar:
- Sınava çalışmadığın ortada. Kitapçığı bile açmadın ve yazı-tura
atarak cevaplandırıyorsun.
Peki seni bu kadar uzun süre meşgul eden nedir?
Tolg@ hiç istifini bozmaz ve bozuk parayı fırlatmaya devam eder:
- Şşşt, cevapları kontrol ediyorum.
Çifte Olumlama
Ünlü bir filozof dilbilim üzerine bir konuşma yapıyordu. Çifte olumsuzlamanın
bazı dillerde
olumlu bir anlamı varken bazılarında olumsuz bir anlam yol açtığını
henüz belirtmiş ve fakat
çifte olumlamanın hiçbir dilde olumsuz bir anlam ortaya çıkartmadığını
anlatmaya başlamıştı ki
arkalardan onu dinlemeye gelmiş ünlü bir matematikçinin sesi duyuldu:
- Tabi, tabi!..
Para Üstü
Adamın biri kafeye gelir ve bir kola içer. Garson hesabı almaya geldiğinde
fiyatı sorar.
Kola fiyatının 260.000 lira olduğunu öğrenir ve yirmi altı tane on
bin liralık demir parayı üstüste dizer. Garson tam parayı alacakken,
bir vuruşta hepsini yere saçar. Birşey diyemeyen garson içinden söylene
söylene paraları toplamaya başlar. Ertesi gün aynı adam, aynı garsondan
bir kola ister. Hesabı öderken aynı şekilde yirmi altı tane on bin
liralık demir parayı üstüste dizer. Garson tam parayı alacakken, yine
bir vuruşta hepsini yere saçar. Garson çok sinirlenir
fakat birşey diyemez ve paraları toplamaya başlar. Bir sonraki gün
aynı adam aynı kafeye tekrar gelir ve yine bir kola içer. Fiyatı sorar
garsona. Neler olacağını bilen garson bezgin bir şekilde:
- 260.000 TL. diye cevap verir.
O da ne?.. Adam cebinden bir beşyüz binlik çıkarıp uzatır garsona.
Garson büyük bir keyifle yirmi dört tane on binliği üstüste dizer
ve tam adam alacakken öncekilerden çok daha kuvvetli bir vuruşla paraları
kafenin içine saçar. Adam hiç istifini bozmaz. Cebinden iki tane daha
on binlik çıkarıp atar diğer paraların arasına:
- Boşver... Bir kola daha ver bana...